Yeni ve değişim gerektiren her yaşantı, yaşımız kaç olursa olsun bizde kaygı uyandırmaktadır. Nasıl ki yetişkin bir bireyin iş, ev, şehir değişimi gibi gönüllü veya zorunlu değişim süreçleri bir stres ve kaygı yaratıyorsa, okula başlamak da çocuklarımız için her yeni şey gibi kaygı uyandıran bir aşamadır. Yeni bir anaokulunun ilk günü, hatta eski anaokulunun yeni bir sınıfındaki ilk gün, hem çocuklar hem de ebeveynler için heyecan ve endişe verici olabilir. Her ne kadar yeni bir maceraya atılmak eğlenceli olsa da ve okul öncesi çocuklar “büyük” olma hissinden keyif alsa da, değişim küçük çocuklar ve endişeli ebeveynler için korkutucu da olabilir. Okula yeni başlayan çocuklar için anne babalarından ayrılmak, yeni bir sosyal ortama uyum sağlamak, kurallara uymak, sorumluluk alabilmek, sosyal ilişkiler kurmak, ihtiyaçlarını ifade edebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Özellikle ebeveynleri tarafından aşırı korunan, kural konmayan, duygusal olarak yaşının olgunluğuna ulaşamamış çocuklar için bu daha da zordur. Okul eğitimine katılabilmeleri için çocukların kendilerine güven duymaları, öz bakım becerilerini kazanmış veya kazanma yolunda adım atmaya hazır, desteklenmeye açık olmaları, problemlerle baş edebilme güçlerinin gelişmiş olması ve zihinsel becerilerde gerekli olgunluğa ulaşmaları gerekir.
Eğer çocuklarda güvenli bağlanma ve güvenli ayrılma dönemleri (0-2 yaş ve civarı) sağlıklı bir şekilde geçirilmişse, elbette bir miktar kaygıyla birlikte çocuklar okula başladıklarında istekli ve heyecanlı olur. Ebeveynden rahat ayrılabilir. Ama güvenli bağlanma ve ayrılma kısmı tam olarak gerçekleşmemiş ise ya da bağımlılık hali var ise çocuklar ebeveynden ayrılıp okulda kalmak istemeyebilir. Bu bağımlılık kısmı sadece çocuğun ebeveynine bağımlılık hali değil, ebeveynin de çocuğuna bağımlılık hali olabilir.
Her birey, ötekine veya kendisine bir şey olabileceği yönünde kaygı taşır. Çocuğa bir şey olur korkusu ile bazen çocuğunun kendi başına bir şey yapmasına izin vermez. Böyle bir ortamda yetişen çocuk okula başladığında kendisini yalnız ve güvensiz hisseder. Okul ortamının gerektirdiği akademik ve sosyal beklentileri yeterince iyi karşılayamayacağını düşünen bir çocuk için okula gitmek oldukça kaygı verici bir deneyim olabilir.
Ayrılık zordur ve ayrılık kaygısı çocuk gelişiminin normal bir parçasıdır. Okula hazır olmaları için gereken donanımlara sahip olan çocuklar için bile okula uyum sağlamak ve alışmak zaman alabilir. İlk kez okula giden çocuklar, ailelerinden ayrılarak yabancı bir ortama girdiklerinde, yabancı ortamı tanıyıp arkadaşlar edininceye kadar bazı uyum sorunları yaşayabilirler. Ebeveynlerine veda ederken endişe duymaları doğaldır. İlk doğum gününden önce başlayabilir ve dört yaşına kadar farklı zamanlarda ortaya çıkabilir ve bu durum bazen ilkokula kadar uzanabilir. Hatta daha sonraki okul yıllarında da başlayabilir. Bazı çocuklar, sadece ilk birkaç haftada bir ayrılık kaygısı yaşayarak bu geçiş dönemini atlatabilirler. Çoğu zaman hafta sonu ve tatil dönüşlerinde de kaygının bir miktar arttığı gözlenir. Ancak en önemli nokta çocuğun okula girdikten kısa bir süre sonra arkadaş ortamı ve okulun genel ortamından memnun olup, kendisini oyuna ve etkinliğe kaptırarak günü sürdürebilmesidir. Burada beklenti çocuğun hiçbir şekilde okula girerken ağlamaması olmamalı veya bu durum bir kaygı bozukluğu olarak görülmemelidir.
Ağlama ve anne-babaya yapışma, ayrılık kaygısı yaşayan okul öncesi çocukların en belirgin ortak özelliğidir. Tuvalet eğitimi almış okul öncesi (0-6 yaş) çocuğunuzun aniden tuvalete zamanında yetişememesi, altına kaçırmaya başlaması durumlarında çok fazla endişelenmeyerek bunun bir geçiş süreci olduğunu akılda tutmak gereklidir. Çocukların yeni bir gelişimsel görevi (okula uyum) öğrenmeye çalışırken, son zamanlarda kazandığı bir beceriyi (tuvalet eğitimi) geçici olarak kaybetme olasılığı vardır. Benzer durum kardeşinin olması halinde de görülebilir.
Okul hayatı boyunca her çocuğun, değişik gerekçelerle okula gitmek istemediği zamanlar olabilir. Bu olağan karşılanabilir. Ancak çocuğun okula gitme konusunda sürekli sorun yaşaması, okula gitmemek için sürekli kendini hasta hissettiğini söylemesi, okula gitmek konusunda yoğun bir kaygı yaşaması anne baba için dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Çocuğunuzu okula bırakmaya hazırlanırken, çocuğunuzun ayrılık endişesi ile baş etmesine yardımcı olmak için bu stratejileri deneyin:
Ebeveyn kararsızlığı ile yüzleşin. Çocuklar ebeveynlerin kararsızlığını ve endişelerini hissedeceklerdir. Ebeveynler tereddüt ederse, çocuklar kendilerini güvensiz hissedecekler. Bu nedenle önce kendi kaygılarınızla yüzleşin ve üstesinden gelmeye çalışın. Burada amaç kaygıyı yok etmek, ortadan kaldırmak değil kaygının farkında olabilmek ve onu kontrol edebilmektir. Çocuğumuzdan beklentimiz neyse, önce onu kendimiz hissedebilmeli ve sergileyebilmeliyiz.
Model olun. Okula gittiğiniz dönemlere ait eski fotoğraflarınıza birlikte bakarak, okul deneyiminizi çocuğunuza anlatın.
Saati kullanın. Çocuğunuza istediği karakterlerle süslü, kendi seçip beğeneceği bir saat alın ve basitçe “Akrep ve yelkovanın kolları şuraya geldiğinde okul bugünlük bitecek ve ben seni gelip alacağım.” ve benzeri cümlelerle, elbette söz verdiğiniz gibi o saatte orada olarak süreci normalleştirin.
Hoşça kal rutini oluşturma. Her gün belirli bir ayrılma rutini, hoşça kal ritüeli oluşturmak, en son ayrılma (veda) ile ilgili kaygıları hafifletebilir.
Bırakıp kaçmayın. Çocuğunuzun dikkatini dağıtarak öğretmenine teslim edip kaçmak o an için cazip gelse de, bu aslında çocuğunuzun günün ilerleyen saatlerinde stres yaşamasına neden olabilir. Çocuğunuzun duygularını kabul edin ve endişelerini normal karşılayın. Biraz korkup endişelenmesi gayet normal ve doğaldır. Empati, çocuğunuzun güvende olduğunu ve anlaşıldığını hissetmesine yardımcı olabilir.
Günlük bir rutin oluşturun. Çocuklar iyi bir uyku aldıklarında, besleyici bir kahvaltı yediklerinde ve acele ettirilmediklerinde en uyumlu zamanlarını yaşarlar.
Birlikte kitap okuyun. Okul öncesi çocuklar okumayı severler ve okul öncesi çocukları okula hazırlamak için birçok harika kitap vardır. (Elif/Çağlar/Minik Fare/Cin Ali Okula Başlıyor vb.)
Okul öncesi yılları çocuklar için harika bir temel oluşturur ve bu ilk okul deneyimi sırasında çocuklar çok eğlenir. Hoşça kal demenin ilk engelini geçtikten sonra, çocuğunuzun ne kadar hızlı büyüdüğünü ve geliştiğini göreceksiniz!
Özgün Ergin
Uzm. Klinik Psikolog